EWT, Türkiye pazarında

11 Temmuz 2017 Salı - 10:15
Kategori: Haber

PAYLAŞ

EWT, Türkiye pazarında
EWT, Türkiye pazarında

Yüksek performanslı, 250kW – 900kW gücündeki şebeke standardı ve dişli kutusuz rüzgar türbinlerinin tasarımcısı ve imalatçısı EWT, dünya genelinde 600'ü aşkn türbin kurulumu ile özellikle tarım ve maden sektöründeki müşterilerine avantajlı çözümler sunuyor. Lokal rüzgar enerjisi sektörüne yüzde yüz odaklanan EWT, Türkiye pazarına giriş yaparak etkinliğini artırmayı hedefliyor

Dünya genelinde 15 yıllık bir geçmişe sahip olan ve yüksek performanslı rüzgar türbinleri üreten EWT, türbinden elde edilen enerji tasarruflarıyla üretilen kWs'lerle bağlantılı olarak belirli alanlarda müşterilerine enerji satış ve enerji tasarruf çözümleri sunuyor. Türbinlerin satış ve kurulumunun yanı sıra aynı zamanda müşterilerine servis hizmeti de sağlayan firmanın Global Satış ve Pazarlama Direktörü Rob van de Veerdonk ve Türkiye Satış Müdürü Murat Çavuş ile 23.Uluslararası Enerji ve Çevre Fuar'ında (CCI 2017) bir araya gelerek EWT'nin dünya ve Türkiye'deki çalışmalarını konuştuk.

Soldan sağa; Rob van de Veerdonk EWT Global Satış ve Pazarlama Direktörü - Murat Çavuş EWT Türkiye Satış Müdürü

Öncelikle EWT'yi tanıyabilir miyiz?

R.V: EWT, dünya genelinde 15 yıllık bir geçmişe sahip ama Türkiye'ye pazarına yeni bir giriş yaptık. Hollanda merkezli bir firmayız. 2004 yılında kurulduk. Lokal rüzgar enerjisi sektörüne yüzde yüz odaklanmış durumdayız. Büyük rüzgar çiftlikleri veya türbinleri ile değil, maksimum 1MW gücündeki türbinlerle ilgileniyoruz. Herhangi bir rüzgar çiftiliğinin parçası olmayan, tek türbinden oluşan projeler uzmanlık alanımızı oluşturuyor.

EWT'nin Türkiye pazarına bakış açısı nedir?

R.V: Türkiye pazarının bizim için en ilgi çekici kısmını 1MW'a kadar izin verilen ve lisansa ihtiyaç duymayan projeler oluşturuyor. Bu nedenle potansiyel müşterilerle görüşmek için Türkiye'ye geldik ve ICCI Fuarı'na katılarak sıkça değişen yönetmelikleri anlamaya çalıştık. Türkiye'de izin verme sistemi kolay değil ve bir hayli karışık. Fakat yine de proje geliştirme konusunda ısrarlıyız ve Türkiye pazarına güveniyoruz. Şu anda kurulu ve çalışmakta olan türbinimiz var. Bir diğeri de kurulum için Türkiye'ye yeni geldi. Yıl içinde birçok kurulum daha yapmayı hedefliyoruz. Türkiye’de öğrendiğimiz bir diğer şey ise; türbinlere ihtiyacın tek sebebinin lisanslı olmayan projelerle ilgili yönetmelikler ve üretilen elektriğin satışı olmadığıdır. İhtiyacın bir diğer sebebi yüksek enerji tüketimi gerçekleştiren şirketlerinde böyle bir projeye talebinin olması. Örneğin; taş ocakları, madenler, soğuk hava depoları, çelik ve otomotiv üretim endüstrisi gibi. Galler'de bulunan Ford Motor Company fabrikasını bu konuya örnek gösterebilirim. Burada enerji tüketimlerini düşürmek için bizim türbinlerimizden birinin kurulumu yapıldı. Ayrıca karbon ayak izlerini de azaltıyorlar ve bu Ford gibi bir firma için önemli bir avantaj. Türkiye’deki diğer türbinimizi bu yıl içinde bir madenin yakınında kurmayı hedefliyoruz. Kontrat imzalandı, yakın gelecekte yeni fırsatlar gerçekleşmesini bekliyoruz.

 

Türbinlerin satış ve kurulumunun dışında müşterilerinize ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

R.V: Türbin ile üretilen elektrik maden, taş ocağı, soğuk hava deposu ve yüksek enerji ihtiyacı duyan herhangi bir tesis tarafından kullanılabilir. 15 yıl boyunca dünya genelinde 600'den fazla türbin kurulumu gerçekleştirdik. Sadece türbinlerin satış ve kurulumunu yapmıyoruz, aynı zamanda servis hizmeti de sağlıyoruz. Kontratlarımızın içinde tüm bu hususlar dahildir. Yıllık sabit bir ücret karşılığında tüm planlı bakım hizmeti ve yedek parça servisi veriyoruz. Bundan daha önemlisi de Hollanda'daki kontrol merkezimizden tüm türbinlerimize internet vasıtasıyla 7/24 izliyoruz ve türbin performansını gözlemliyoruz. Herhangi bir sorun olduğunda kontrol merkezinden tespit edip, sorunların yüzde 75'inden fazlasını uzaktan hallediyoruz. Kalan yüzde 25 için ise servis teknisyenleri türbinin bulunduğu sahaya giderek çözüm getiriyorlar. Bu önemli çünkü; türbinin çalışırlık düzeyine en tepede tutuyoruz. İstatistiksel olarak türbinlerimiz yaklaşık yüzde 99 çalışır durumdadır. Tabi ki rüzgar olduğu müddetçe. Bizim sektörümüzde uzaktan kontrolün ve servis organizasyonunun ne kadar önemli olduğu genellikle yeteri kadar önemsenmez. Türbini yeterli düzeyde desteklemek ve garanti edilmiş çalışırlık seviyesi müşteri içinde bir nevi güvencedir.

Müşterileriniz coğrafi olarak genelde hangi ülkelerde bulunuyor ve hangi sektörde faaliyet gösteriyorlar?

R.V: İngiltere'ye çok yüksek sayıda kurulumumuz var. Ayrıca Hollanda'da kurulduğumuz için orada da müşteri potansiyelimiz oldukça fazla. Bunları haricinde Çin, İsveç, Amerika'da (Alaska'da çok zor koşullar altında çalışan özel kurulumlar) bulunuyoruz. İngiltere'deki çoğu müşterimiz çiftçi. Su ve atık su sektöründen çok müşterimiz var. Çünkü onların kesintisiz enerjiye ihtiyaçları var. Ortalama 6 metre/saniye rüzgar ile çalışan 1MW'lık türbin maliyetlerde büyük tasarruf sağlar. Belediyeler, kamu kuruluşları, otomotiv endüstrisi, taş ocakları gibi yüksek enerji ihtiyacı olan ve birden fazla vardiya ile çalışan her kuruluş diğer müşteri grubumuzu oluşturuyor.

Türbin lokasyonunu rüzgar açısından uygunluğuna kim karar verir?

R.V: Bu önemli bir soru. Örneğin; Türkiye'nin belli noktaları rüzgar konusunda iyi olurken iyi rüzgar hızına sahip olmayan bölgelerde bulunuyor. Herhangi bir sahada rüzgar hızının nasıl olduğunu incelerken tek bir güne veya tek bir yıla değil 20 yıllık ortalama rüzgar hızına bakarsınız. Bunu yapan firmalar var. Bu konuda uzmanlaşmış firmalarla çalışmak daha doğru. Uzun dönem ortalama rüzgar bilgisine sahip olmanız bunu iyi ve kötü yıllarla kıyaslamanız ve sonuç olarak bölgede rüzgar hızının ne kadar iyi olacağına dair tahminleri hesaplamanız gerekiyor.

Bir türbinin yıllık maliyetlerini ve sağladığı tasarrufları yaklaşık olarak nedir?

R.V: Bu tamamen müşterinin günlük, aylık ve yıllık enerji ihtiyacına bağlı. Aynı zamanda müşterinin enerji ihtiyacının analizi yapılması gerekir. Bu nedenle belli bir rakam belirlenemez. Yine de proje aşamasına geçmeden önce müşterimize bu analizi yapar ve sunarız. Yapılacak tasarruf aynı zamanda kuruluşlardan alınan elektriğe ne kadar ödendiğine bağlı. Eğer elektrik için yüksek rakamlar ödüyorsanız, türbinden elde ettiğiniz elektriği devlete satmak yerine kendi üretiminizde kullanmanız, yaptığınız yatırımın daha hızlı amorti edilmesini sağlar. Bir diğer avantajı da elektrik sağlayan kuruluşların verdiği rakamlardan bağımsız olarak, üretiminizde ihtiyacınız olan elektriğin bedelini 5-10-20 yıllık dönem için ön görebiliyor olmanız.

M.Ç: Örneklemek gerekirse; yıllık ortalama 7 m/sn rüzgar hızı olan bir proje için, 61 metre kanat çaplı DW 61 – 900 Kw model türbinimizin güç eğrisinden yola çıkarak yıllık yaklaşık 3.000.000 kwh'lik bir üretime ulaşırız. Bu da var olan teşviklerden hareketle ( 10 yıl için 7,6 dolar/cent kwh ) yıllık yaklaşık olarak 228.000 dolarlık bir getiri demektir. Yani aylık yaklaşık 20.000 dolar demektir. Buda orta seviyede bir mermer fabrikasının, kömür ocağının, taş ocağının veya tarım işletmesinin aylık elektrik giderlerini karşılamaktadır. İyi bakılan bir türbinin 30 yıllık ömrünü baz alırsak 5-6 yıl içerisin de türbinimiz kendini amorti etmekte ve kalan yıllar da işletmenin enerji ihtiyacını tek başına karşılamaktadır.

Türkiye pazarından beklentileriniz nelerdir?

R.V: Türkiye'de çok sayıda fırsatlara sahip olacağımızı düşünüyoruz. Sık sık değişmelerinden dolayı yönetmeliklerde sıkıntılarımız olabilir. Takip etmek kolay olmuyor. Bir projeyi tasarlamak yaklaşık 6-12 süre alıyor. Gerçekleştirmek ise 18-24 ayı buluyor. O sırada olan yönetmelik değişiklikleri sıkıntı oluşturabiliyor. Her şartta müşteri ürünle ilgili gerekli bilgiyi alıyor. Rüzgar analizi kurulumun getireceği avantajlarla ilgili uzman görüşü ve izinler türbinin üretimi ile ilgili yapılan görüşmeler kontrat, üretim ve en sonunda kurulum gibi aşamalar bu uzun süreci oluşturuyor.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap