Feyz Tarım ve Hayvancılık'tan 'feyz' al

27 Eylül 2017 Çarşamba - 10:30
Kategori: Haber

PAYLAŞ

Bursa Karacabey'deki modern çiftliği ile hayvan başına günlük ortalama 40 litre süt üretimi gerçekleştiren Feyz Tarım ve Hayvancılık İşletmesi; çiftlik yönetimi, teknoloji kullanımı ve hayvancılıkta Türkiye'ye örnek oluyor. Süt üretiminde de dünyanın sayılı işletmeleri arasında yer alan Feyz Hayvancılık, Bursa’nın ilk “Hastalıktan Ari” ve “AB normlarında üretim yapan” çiftliği olarak biliniyor

İlkokul 5.sınıftan itibaren İsviçre'de eğitim gören, ardından Amerika'da üniversite ve yüksek öğrenimini tamamlayan Sencer Solakoğlu, yaklaşık 15 yıl önce Türkiye'ye dönerek iş kurmaya karar verdi. Kuracağı işin sürdürülebilir olmasına hassasiyet gösteren Solakoğlu, tarım ve hayvancılık alanına doğru bir eğilim gösterdi. Asıl mesleği psikolog olan iki çocuk babası Solakoğlu, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık alanında alması gereken çok yol olduğuna inandı, bu alanda örnek temsil edecek bir adım atabileceğini öngördü ve çiftlik kurmaya karar verdi. 2 yıl boyunca sadece çiftliğin fizibilite çalışmalarıyla uğraşan Solakoğlu, uzun araştırmalar sonucunda şu anda çiftliğin Finans Müdürlüğünü üstlenen eşi Ayça Solakoğlu'nun da desteğini alarak Bursa Karacabey'de çiftliğini kurdu ve çalışmalara başladı. İstanbul Beykoz'da son derece nezih bir mekanda oturan Sencer Solakoğlu, işe ilk başladığı zaman “hafta sonu gelirim mangal yakarız, çalışanlar bu işi yönetir” yaklaşımı içerisinde bulundu. Fakat çok kısa süre içerisinde işin başında olmadan işlerin ilerlemeyeceğini fark eden Solakoğlu, ailesi ile birlikte çiftlikteki evine yerleşti ve yönetimin başına geçerek işe koyuldu. Bir işin başında bizzat bulunarak başarılı olunacağına inanan Sencer Solakoğlu bu konuyla ilgili şunları aktarıyor: “Büyük işletmelerin temel sorunlarının başında kalifiyeli eleman bulamama ve çiftliklerinin iyi yönetilmemesi geliyor. Bu durum bizim ülkemizde de büyük sorun olarak algılanıyor. Halbuki Amerika'ya baktığınız zaman Amerika'daki işletmelerin yüzde 99'u aile işletmesidir. Aile işletmeleri illa küçük olmak zorunda değil. Bir çiftlik zaten başarılı olmak istiyorsa kesinlikle aile işletmesi olmak zorunda. Eğer bir çiftçi tarlasına ayak basmıyorsa ve tarlasını yönetmiyorsa, o çiftçinin verimliliği sınırlı kalacaktır.”

Teknoloji kullanımı

İşletmenin başında bulunmanın yanı sıra tarım ve hayvancılıkta mekanizasyon konusunun da önemli olduğuna dikkat çeken Feyz Tarım ve Hayvancılık İşletme Yöneticisi Sencer Solakoğlu, doğru makine, ekipman ve yazılım konusuyla ilgili şunları söyledi: “Eğer bir çiftçi sadece tarımda iş gücü ve iş emeği yoğun bir alanda kendini geliştiriyorsa o çiftçi hiç bir şekilde başarılı olamaz. Çiftçilikte mekanizasyon konusuna önem vererek doğru makine, ekipman ve yazılım seçimi yapmak gerekir. Bugün alınan yüksek teknolojili bir traktörün üstünde GPS ve ölçüm sistemleri bulunuyor. Siz, eğer bu GPS'i sadece düz gitmek için kullanıyorsanız, bu teknolojiyi verimli kullanmak değildir. Fakat verim haritalaması çıkartıp, hassas tarım uygulamasına geçiş yapmaya çalışıyorsanız ve o manada traktörünüzü kullanıyorsanız, o zaman kar elde etme şansına sahipsiniz. Artık geleneksel tarım ve hayvancılık iş yapar durumda değil. İşte bu yüzden yüksek karlı, verimli ve sürdürülebilir tarım ve hayvancılık için her gün dünyadaki yenilikleri yakından takip etmeniz gerekiyor. Biz Feyz Tarım İşletmesi olarak hayvancılık ve tarım konusundaki teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Sadece hayvancılık tarafında değil tarım tarafında da teknolojiyi aktif olarak kullanıyoruz. Bu da bizim işlerimizi aşırı derecede kolaylaştırıyor. Örneğin; çiftliğimizde bulunan meteoroloji istasyonu sayesinde sulamalarımızı dahi buharlaşma oranına göre ayarlıyoruz ve saatle değil, tonajla suluyoruz. Yani bir yaprağın ne kadar terlediğini biliyoruz. Güneş ve rüzgara göre o gün ne kadar buharlaşma olduğunu istasyon sayesinde öğreniyoruz. İşte tüm bu verileri toplayıp değerlendirdikten sonra sulama yaptığımız zaman pompalarımız belirli bir saat çalışıyor. Eğer bu işi bilmeyerek yaparsak 12 saat boyunca sulama yaparız. Oda işte karla daha az kar etmenin arasındaki farklardan bir tanesini ortaya çıkarıyor. Hayvancılık tarafında ise ineklerimizin ayaklarına bağladığımız vericiler sayesinde sağıma giren her ineğin, hangi durakta sağıldığı ve verdiği süt miktarı bireysel olarak takip ediliyor. Bunun yanı sıra sütün iletkenliği ve ineğin gün içinde attığı adım sayısı da kayıt altına alınıyor. Bir inek kendini iyi hissetmiyor ise, adım sayısı azalıyor, verdiği süt miktarı düşebiliyor veya sütün kıvamı değişebiliyor. Tüm bu verilerin günlük kontrolleri bize, ineklerimizin hastalanmalarına karşı erken müdahale imkanı tanıyor. Bunların yanında, her ineğimiz günde 3 defa tartımdan geçiyor. Bu veriler yine günlük kontrol edilerek ineklerimizin sağlık ve refah içinde yaşamaları için azami gayret gösteriliyor. Tüm bu teknolojiler sayesinde ineklerin huzuru ve günlük rutinleri bozulmadan sadece gereken hayvanlara müdahale ediyoruz.”

Çiftçiye saygı önemli

Büyük paralar harcayarak iş yapmak yerine işin içerisinde bulunarak emek harcayan ve çiftliğini yöneten Solakoğlu, çiftlikte bulunan hayvanların tamamını ise Amerika'dan Türkiye'ye gemi bulamadığı için uçakla getirdi. Şu anda 1200'ü sağmal olmak üzere 2 bin 200 baş hayvan mevcudu ile Türkiye süt üretimine büyük katkılar sağlayan Feyz Tarım ve Hayvancılık İşletmesi, çiftlikteki her hayvanına tek hayvanıymış gibi bakıyor. “Eğer çiftliğinizde giydiğiniz çizmeler eskiyorsa, çiftlikte her şey yolunda gidiyor” diyen Solakoğlu, bu işi severek yapmak gerektiğini belirterek şunları aktarıyor: “Bu işi herkes yapabilir. Bu işi yapmanız için sadece çiftçi olmayı benimseyip ben çiftçiyim diyeceksiniz. Çizmelerinizi giyeceksiniz ve o çizmeleri eskiteceksiniz. Eğer çiftliğinizde o çizmeleri eskitmiyorsanız o zaman bu iş yolunda gitmiyor demektir. Ayrıca tarım ve hayvancılık sevmeden yapılacak ve katlanılacak bir iş değildir. Bu işte detaylar çok önemlidir. Çiftçi hem kaynakçıdır, tamircidir, veterinerdir hem de iyi bir babadır. Çiftçiye duyulması gereken saygı çok farklı bir saygıdır. Dünyanın en zor ve en tatlı işi ne diye sorsalar çiftçiliktir derim.”

İneklere konforlu bakım

48 kişilik ekibiyle her gün ineklerin mutluluğu ve sağlıklı olmaları için çalışan Feyz Tarım ve Hayvancılık İşletmesi'nde çiftlik adeta büyük bir otel görülüyor ve bu şekilde işletiliyor. Konuyla ilgili İşletme Yöneticisi Solakoğlu şunları aktarıyor: “Çiftliğimizi aslında 5 yıldızlı bir “İnek Oteli” olarak düşünmelisiniz. İnekler “nazlı müşterilerimiz”. Başarılı olmamız için hedefimiz: “yüzde 100 müşteri memnuniyeti”. Çiftliğimizde çalışan herkes yılda 365 gün ineklerimizin konforu ve mutluluğu için çaba gösteriyor. Her günün sonunda süt tankımızda toplanan süt, “o günün müşteri memnuniyet anket sonucu” gibi süt verimi olarak karşımıza çıkıyor. Tabii ki, müşterilerin memnun olmaları için ne istediklerini de bilmeniz gerekiyor. İşin bu kısmı profesyonel ve titiz bir yaklaşım gerektiriyor. Otelimizde büyük bir restoranımız var. Sunum şeklimiz açık büfe (yem merkezi). Bunun dışında sağlık, bakım ve spa merkezi (bireysel tedaviler, pedikür, sağım öncesi meme masajı, kaşıma fırçaları) gibi servislerimiz de mevcut. Sıcak ve bunaltıcı havalarda serinlemeleri için duş bölümleri bulunuyor. İneklerimizin rahat etmeleri için günlük “Oda temizliği” yapılıyor. Her gün ahırların içleri temizleniyor, sürülüyor. Burada bulunan fanlar sayesinde ahırların içinde sürekli temiz hava sirkülasyonu sağlanıyor. Bu hizmetlerin tamamı yılın her günü ve 24 saat boyunca sunuluyor”

Süt ortalamasının üstünde üretim

“İnekler süt vermek istemezlerse bu sütü onlardan almanın yolu yoktur” diyen Solakoğlu, süt üretimi konusunun Feyz Süt için çok önemli olduğunu kaydederek Türkiye'deki çiftliklerin verimlerinin düşük olduğunu, Avrupa süt üretim ortalamasının 32-34 kilogram civarında olduğunu, kendilerinin ise hayvan başına günlük 40 kilogram süt ürettiklerini söyledi. Solakoğlu, “Her işletmenin günlük üretmek istediği süt miktarı vardır ve bu doğrultuda çalışmalarını sürdürür. Örneğin; Feyz Süt İşletmeleri olarak günlük 30 bin litre süt hedefi koyduk diyelim. İşletme olarak bu 30 bin litre sütü ne kadar az hayvanla üretebilirsek o kadar karlı bir iş yapmış oluruz. Yani burada marifet büyük olmak değil, hedeflediğin üretim miktarını en az hayvan sayısı ile yakalamaktır. Eğer ben büyüyeceğim, çiftliğim Türkiye'nin en büyük çiftliği olacak azmiyle bu işe başlarsanız ve ortaya para koyarsınız paranız kadar büyürsünüz. Ondan sonrada o parayı oradan geri almanız çok zor olur. Çiftliklerde esas olan büyüklük değil, verimliliktir. O yüzden bir hayvandan ortalama alabileceğiniz süt miktarı vardır. O süt miktarı zaten sizin kaç hayvanınız varsa kaç litre süt üreteceğinizin bilgisini verir. Biz bu üretiminde yüksek verimlilikle çalışıyoruz. Yaklaşık hayvan başı günlük 40 kilogram süt üretimimiz var. Dolayısıyla ben 40 ton süt üreteceksem bu üretimi bin hayvanla üretebilirim" dedi. Çiftliklerinde hayvanların sadece verdiği süt miktarının değil her hayvanın sütünün içindeki elektriğin iletkenliğini ölçtüklerine dikkat çeken Solakoğlu, "Hayvanın sütünün içerisindeki iletkenlik işletmemiz için çok önemlidir. Çünkü iletkenlik sütün içeriğinden etkileniyor. Hayvanda meme hastalığı olduğu zaman tuz oranı artıyor. Tuz oranı artınca iletkenlik artıyor bu da hayvanın hasta olma ihtimalini ortaya koyuyor. Hatta hayvan hasta olmadan bu hayvan hasta olacak diyerek, bunun önlemini alıyoruz ve hayvanın hastalanmasını önlüyoruz. Aynı zamanda her hayvan süt akışkanlığına kadar ölçülüyor. Dakikada kaç litre süt veriyor. Bu verdiği sütün ilk dakikasında ne kadar bir akışkanlıkla geliyor diye dehşet veriler ortaya çıkıyor" diye konuştu.

"Kısa süreli değişiklikler verimi etkiler"

Solakoğlu, "İnekler değişiklik sevmez. Onların refahlarını en üst düzeyde tutacak bir rutin onlar için çok önemlidir. Bu anlamda dünyanın en iyi çiftçisi ineklerine bu rutini bozmadan yaşatmayı başaran çiftçidir. Burada değişkenlik konusu dikkat çekmektedir. Kısa süreli değişiklikler verimi etkiler ve hata olarak görülür. Dolayısıyla bizim işletmemizde bir konuyu çok iyi araştırmadan çok fazla değişiklik yapmayı doğru bulmuyoruz. Literatürde de bu durum böyledir. O yüzden bir değişiklik varsa bu değişikliğe nasıl ayak uydurabiliriz diye araştırma yapmak gerekir. Bu iş okumayla başlar. Ondan sonra okuduğunu anlamakla devam eder. Anlamadığın yerde de araştırma yapmakla devam eder. Görüldüğü gibi bir sürü araştırma var. Dolayısıyla biz ineklerde neyin şişmanlattığını, neyin ne kadar verilmesi gerektiğini, neyin fazla neyin az verildiğinde ortaya çıkacak sonuçları biliyoruz. Bu çiftlikte rekor kıran ineğimiz 24 saatte 83,3 kilo süt verdi. Şimdi 83 kilo süt veren bir ineğin ihtiyaçları ile 25 kilo süt veren bir ineğin ihtiyaçları aynı değil. O yüzden geleneksel tarımla hayvancılık yapan çiftçilerin çok ideal koşullarda şansları yaver giderse başarılı olabiliyorlar. Ama artık süt inekçiliği bilinçsiz, dededen kalma sistemle yapıldığı takdirde başarılı olunma şansı yok. Bir çiftçinin 3 ineği varsa zarar etse de farkında olamaz. Ama profesyonel olarak işe baktığınızda iş çok farklı bir boyut alıyor. Profesyonel işletme para kazanma odaklı çalışmak zorunda. Para kazanmakta hayvan refahından geçtiği için ineklere çok iyi bakmaya çalışıyoruz. İneklerle aşırı derecede ilgileniyoruz. Eğer ilgilenmezseniz süt vermiyorlar.

"İnekler tarlaya gitmiyor, tarlayı ineklerin önüne getiriyoruz"

Arazi pahalılığı ve sürülerinin büyüklüğü nedeniyle inekleri meralara götürmelerinin mümkün olmadığını, bu yüzden meracılık yapmak yerine daha dar bir metrekarede tarım yaparak, tarlaları ineklerin önüne getirdiklerini ifade eden Solakoğlu, kaba yem ihtiyaçlarının büyük bir kısmını kiralık tarlalarda ürettiklerini, bu üretimlerini de 600 hektar olduğunu belirterek konuyla ilgili şunları aktardı: "Hayvancılıkta yemlik yönetimini iyi yapan kazanır. Kötü yapan kazanamaz. Bu çok nettir. Ama birçok çiftçi yemlik yönetiminin ne olduğunu anlamıyor. Bu büyük bir sıkıntı. Hayvancılıkta yemi kendiniz yetiştirmeniz çok önemli. Biz bütün tarlalarımızı bu çiftlik için ekip biçiyoruz" Kaba yem üretimi kadar hayvan yemi hazırlamanın da süt verimi için son derece önemli olduğunun altını çizen Solakoğlu, "İneklerimize yem hazırlarken bunu gelişi güzel ayarlamıyoruz. Kullandığımız belirli bir yem programı var. Biz elimizdeki bütün verileri bu programa giriyoruz. O programda bize nasıl yem hazırlayacağımızın bilgisini sunuyor. Örneğin; bir hayvanın bir kilo kuru madde ile aldığı enerji şu kadar olsun, proteini, nişasta oranı bu olsun diye ayarlıyoruz. Bir sürü teknik verileri birbirine rasyoluyoruz. Bu sayede hayvanlara verilen besinlerin kalitelerini yakından takip etme şansını elde ediyoruz. İnekler için her gün aynı yemleme çok önemlidir. O yüzden “her gün aynı yemleme” uygulamasını, ürün çeşitliliği ile destekliyoruz" diye konuştu.

Gübre yönetimi ve sağım sistemi

Tarımsal üretimlerde çiftliklerindeki gübre yönetiminin çok önemli olduğunu değinen Solakoğlu, doğal bir döngü içerisinde üretim yaptıklarına dikkat çekti ve şunları ekledi: "İneklerimiz sadece süt vermiyorlar. Dışkılama da işin bir parçası. İnekler yem yedikleri sürece dışkılayacaklardır. Bu doğanın kanunu. Bu kadar büyük bir tesiste çıkan gübrenin yönetimi çok önemli. Yönetimsizlik çiftlikteki her birimin işini imkansız kılar. Bu sebeple gübre yönetimi, tesis yönetimimizin en önemli parçasıdır. Yazın ve kışın biriktirdiğimiz gübreleri ilkbahar ve sonbahar aylarında kompostlama işleminden sonra kullanıyoruz. Ve bu gübreyi kimyasal gübre yerine tarlalarımızda üretimimiz için kullanıyoruz. Bu sayede doğa dostu bir sistem üretmiş olduk." Hayvancılık işinin en önemli kısmı sağımla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Sencer Solakoğlu, ineklerin günde üç defa makinelerde sağıldığını söyleyerek sağım sistemi hakkında şu bilgileri verdi: "Sağımhanemizde gerekli tüm teknolojik alt yapıyı, sağım işlemini hem ineklerin hem de çalışanlarımızın rahat edecekleri şekilde kurguladık. Çalışanın rahatı hayvanın rahatı anlamına geliyor. Nitekim ineklerimiz sağıma geldikleri an, önce memeleri tek tek temizlenir ve masaj yapılır. Sonra el yardamı ile ön sağım alınır ve peşinden sağım aparatı takılır. Sağım aparatı tıpkı bir buzağının emişini taklit ederek sağımı yapar. Peşinden memelere cilt bakım özelliği taşıyan ve aynı anda onları mikroplara karşı koruyan bir sıvı ile uygulama yapılır ve hayvanlar yine ahırlarına geri dönerler. Tam otomatik CIP sistemi sağım sonrası tüm süt hatlarını yıkar. Bu sayede çiftliğimizden çıkan süt AB kriterlerinden 4 kat daha temiz çıkması sağlanıyor. Bu bizim kalite anlayışımızın bir sonucudur."

İş makineleri ve traktörler iş başında

Son olarak traktör ve tarım ekipmanları sayesinde yoğun ve zorlu işlerinin kolaylaştığını ifade eden İşletme Yöneticisi Solakoğlu, tesiste bulunan tüm makine ve ekipmanların hatasız çalışmasına özen gösteriyor. Çiftliğinde başta traktör ve tarım ekipmanları kullanan işletmede aynı zamanda iş makineleri de kullanılıyor. Ahır temizliği ve gübre taşıma işlerinde kullanılan iş makineleri, işlerin daha hızlı ilerlemesini sağlıyor. Çalıştığı her tedarikçi ile adeta bir partner gibi ortaklık yapan Sencer Solakoğlu, tedarikçilerinden muazzam bir hizmet beklediğini belirterek şunları söylüyor: "Günde 20 saat sağım yapılan bir tesiste ekipmanların hatasız çalışması hayati önem taşıyor. Bunun için tesisimizdeki tüm makine ve ekipmanların periyodik bakımların aksamaması gerekiyor. Bu konuda da çalıştığım firmalardan kaliteli bir hizmet beklerim. Sağlam markalarla çalışmaya özen gösteririm. Kolay kolay tedarikçi değiştirmem. Çalıştığım markalardan sadece kaliteli hizmet ve sağlam ürün bekliyorum. Bunun haricinde başka hiç bir şey istemem." İşletmedeki makine parklarında şu anda 12 adet traktör, 2 adet telehandler, 1 adet bekoloder, 2 adet skidsteer, 1 adet Loader, yem karma makineleri başta olmak üzere tüm tarım ve ekipmanın yer aldığını kaydeden Solakoğlu, traktörde New Holland,ve John Deere iş makinesinde ise JCB ile çalıştığını ve bu markalardan son derece memnun olduğunu aktardı.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap