“Değişen tek şey sermaye kaynağı”

26 Aralık 2017 Salı - 11:30
Kategori: Haber

PAYLAŞ

“Değişen tek şey sermaye kaynağı”
“Değişen tek şey sermaye kaynağı”

Hindistan merkezli Mahindra & Mahindra bünyesine katılmalarının ardından Profi Traktör Türkiye'ye önemli açıklamalarda bulunan Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Erkunt Armağan, “Şirkette değişen hiçbir şey yok. Tek fark arkamızdaki sermaye kaynağı değişti. Bu güç birliği ile markamızı uluslararası platformda daha hızlı ilerleyebileceği bir yere getirdik” dedi.

Geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük traktör üreticileri arasında yer alan Mahindra ile güç birliğine imza atan Erkunt Traktör, birleşmenin ardından herhangi bir değişikliğe gidilmeden aynı kadro ile çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Mahindra & Mahindra bünyesine katılmalarının ardından Erkunt Traktör'ün uluslararası pazarda daha da güçleneceğini kaydeden dünyanın ilk kadın traktör üreticisi Zeynep Erkunt Armağan ile bir araya gelerek bu anlaşma sürecinin tüm detaylarını ve markanın gelecekle ilgili planlarını konuştuk.

Zeynep Hanım öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz? Bu zamana kadarki çalışma hayatınız nasıl geçti?

 

Türkiye'nin ilk sanayicilerinden Mümin Erkunt'un kızıyım. Ankara'da doğdum büyüdüm. Lise eğitimimi Ankara Koleji'nde, lisans eğitimimi ise Hacettepe Üniversitesi İktisat bölümünde tamamladım. Eğitimin ardından Erkunt Döküm ve Makine Fabrikaları'nın çeşitli bölümlerinde çalıştım. Türkiye’nin ilk bilgisayar dönemleriydi, Bilgisayar departmanının başına getirildim ve tüm şirketin bilgisayarlı yönetime geçmesini sağladım. 8 yıl sonra Satış Müdürlüğü görevini teslim aldım ve Erkunt Döküm Fabrikalarında ilk defa ihracatın önünü açtım. Hatta ilk ihracatımızı bugün dahi gülerek hatırlarım; Pakistan’a rögar kapağı ihraç etmiştim. 8 yıl süren Satış Müdürlüğünün ardından Mali İşler Genel Müdür yardımcılığı görevine getirildim. Sonrasında finans bölümünü kurdum. Ardından finansla muhasebeyi aynı çatı altında topladım. Erkunt Döküm ve Makine Fabrikaları'nın farklı departmanlarında 24 sene çalıştım. Bu süre içerisinde çalışmalarımız hep çok yoğun tempo ile geçti. Döküm sektöründeki ilk kadın satış müdürü idim. Ana sanayiyi temsil eden müşterilerin benim cinsiyetime alışmaları biraz zaman aldıysa da çok keyifli bir dönemdi.

Erkunt Traktör ne zaman kuruldu ve kurulma fikri nasıl ortaya çıktı?

Döküm ve Makine Fabrikaları’nda dünyanın önemli otomotiv ana sanayine parça üretiyorduk. Babamın da en büyük hayali lisans hakları ve tasarımı Türkiye'ye ait bir traktör üretmekti. Sonrasında döküm fabrikalarında birlikte çalıştığımız kocam da traktör üretme sevdasına düşünce çalışmalara başladık. O zaman ben çok konunun içinde olmamakla beraber, gelişmeleri heyecanla takip etmekte idim. 2003 yılında ortaya çıkan prototip hepimize müthiş ümit vaat edince, traktör üretimi için alt yapı çalışmalarını hızlandırdık. 2004 yılında da ilk traktörümüzü ürettik ve böylece Türkiye’ye bir traktör markası hediye etme çalışmaları hız kazandı.

Bu süreç içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Biz yerli ve çiftçimizin ihtiyacı olan traktörü tasarlamak için yola çıktık. Onlar eksiklerini söylesin, biz giderelim dedik. Pazardaki diğer markaların hepsinde bir lisans ya da lisans geçmişi vardı. Sıfırdan tasarlamak tabii ki çok zor ama bir o kadarda zevkli oldu. Ortaya çıkan traktör çiftçinin ihtiyacına cevap verebilmek üzere tasarlandı, işin güzelliği ve değeri buradan geliyor. İlk etapta çok zorlandık. Traktörün bir Türk markası taşıması ve çiftçinin bunu bizim markamız diye kabul etmesi zaman aldı. İlk zamanlarda çiftçilerimiz bizim traktörlerimizin hangi ülkeden geldiğini soruyordu. İşte bu tarz soruların tamamını doğru bir şekilde cevapladık ve markamız ile traktörümüz hakkında çiftçilerimizi doğru bir şekilde bilgilendirdik. Hatta zaman zaman batıyorlar dedikoduları yapıldı. Senelerce her türlü söylentiye rağmen yoğun çabalarla uğraşarak 2009 yılına geldik ve dünya küresel krize girdi. Biz de bu krizden derin bir şekilde etkilendik. Bütün bir sene içerisinde sadece 600 adet traktör satabildik. O yıllarda kötü bir dönem geçirdik ama yatırımları ve yeni tasarımları hiç durdurmadık. Kriz geçtikten sonra 2010 yılında 3 bin, 2011 yılında 6 bin traktör siparişi aldık. İlk önce neye uğradığımızı şaşırdık. Çünkü yaklaşık 2 yıl içerisinde 10 katı bir büyüme anlamına geliyordu bu artış, ama önlemlerimizi hızla alarak çiftçinin talebine cevap verdik. Gösterdik yanında olduğumuzu, gösterdik kendisini dinlediğimiz. Kendimizi sürekli yeniledik ve geliştirdik. Çiftçimizin ihtiyaçlarına daha fazla kulak verdik. İşte tüm çalışmalarımızın karşılığında başarıyı yakaladık. O dönemde gece gündüz yoğun bir şekilde çalıştık. Satışlarımızı 6 – 6 bin 500 seviyesinde tutarak o bütün tırmanma zorluklarını aşıp sürekli yukarı doğru yükselmeye devam ettik.

 

Sektördeki faaliyetleriniz yıllar içerisinde nasıl devam etti?

Zorlu geçen kriz döneminin ardından 2010 yılında sektörde çiftçilerimizin tercihiyle 3. sıraya yükseldik. Geçen yıla kadar da üçüncülüğü hep taşıdık. Geçen yıl İndirilmiş KDV uygulamasının ithal traktörlere farkından da olmadan da olsa verdiği destekle, bir dönem 4. sıraya düştük. Bir ithal marka bizi geçti ama bu sene Eylül ayında yeniden 3. Sırayı geri aldık. Türkiye zor ülke, zaman zaman bazı yönetmeliklere, kanunlara inanamıyorum, “nasıl oluyor da bu kadar bariz bir gerçek görünemez” diyorum ama yine de yılmadan çalışmaya devam ediyorum.

Erkunt Traktör'ü büyüterek sektörde daha fazla söz sahibi olmak için ne gibi çalışmalarınız oldu?

İnsan işini severek yaptığı zaman tüm zorlukların altından gülerek kalkabiliyor. O yüzden her zaman işimi severek yaptım. Fakat işi öyle bir noktaya getirdim ki artık patinaj yaptığımızı fark ettim. Traktör üretiminde her şeyi kendimiz tasarlayarak ortaya koyduğumuz için ciddi bir kaynağa ihtiyacımız oluyordu. Maddi sebeplerden dolayı 6 bin sayısını bir türlü aşamadığımızı gördüm. Sonrasında şirketimizi büyütüp daha farklı noktalara taşımak istedim. Gerek motor gibi önemli bir komponentin yerli üretimi ve gerek özellikle ihracat için daha çok son teknolojileri içeren traktörleri bugüne göre çok daha hızla ortaya çıkarabilmeyi çok istedim ama bu imkanlara ulaşamadım. Çünkü İndirilmiş KDV uygulaması sırtımızda giderek daha fazla büyüyen bir kambur haline gelmeye başladı. Yatırım yapılacak sermaye, devlette alacak olarak beklemekteydi. Öte yandan ithalatın da giderek zorlaşması (İthal traktörlere ek gümrük vergisi ve AB normlarına uygun traktör üretimi.), bizimle birlikte üretim yapmayı, bize sermayedar olmayı isteyen pek çok yabancı markayı bize doğru yönlendirdi. İşte tam da büyümek için nasıl bir hamle yapsak acaba diye düşünürken sektörde bu tür görüşmeler başlayınca 'eğer bu gurur duyduğum marka yaşayacak, büyüyecek ve hatta dünya markası haline gelecekse sen “küçük olsun, benim olsun” zihniyetinden kurtulacaksın” dedim ve bir güç birliğinde karar kıldım.

Neden Mahindra?

Markamızı büyütmek için ne yapsak diye düşünürken ortaklık için 6 tane firma görüşmeye geldi. Firmaların markamıza olan ilgisinden dolayı çok gurur duydum. Tüm firmalar farklı çalışma önerileri ile geldi. Kimi ortak olalım, kimisi satın alalım dedi. Önce 6 firma sayısını 4'e, 4'ten 2'ye indirdik. En son masada bir Hint bir de Amerika firması kaldı. Bizim bu görüşmelerde birkaç tane çok önemli kriterimiz vardı. Bunlardan en önemlisi hiç vazgeçmeyeceğim şey markanın devam etmesiydi. Çünkü bu isim ve şirket yaşayacak. Benim öncelikle babama, sonra bizi bugüne getiren çiftçilerimize verilmiş sözüm var. Binlerce ve milyonlarca Erkunt ismini tarlalarda göreceksin dedim babama ve çiftçilerimize bu marka sizinle beraber yıllarca yaşayacak, çocuklarınızın, torunlarınız markası olacak dedim. O yüzden bu ismi devam ettirmeyecek firmayla hiçbir ortaklığa girmezdim. Daha sonra Mahindra ile görüşmelerimiz devam etti ve Erkunt ile ArmaTrac'ın kendileri için çok değerli markalar olacaklarını söylediler. Bunun yanı sıra bütün ekip olarak aynı şekilde kalın ve işleyişinize devam edin dediler. Bu kriter benim için ve arkadaşlarım için çok değerli bir teklifti. Mahindra her türlü şartın eskisi gibi devam edeceğini ve her konuda bizi destekleyeceklerini söyledi. Sonrasında anlaşma yapıldı ve satın alma işlemini gerçekleştirdik. Bu anlaşmadan sonra bir gün olsun en ufak pişmanlık duymadım. Bundan sonra da olmayacağından eminim.

Erkunt Traktör ile beraber döküm fabrikası da Mahindra çatısı altına girdi mi?

Döküm Fabrikası da Mahindra'ya geçti. Çünkü traktör üretimi ile döküm fabrikasını birbirinden ayırmak çok doğru olmazdı. Traktörün 4 ton olduğunu düşünürseniz bunun 2,5 tonu döküm parçası. Onların da çok ciddi bir mühendislik hizmetleri var bizim yararlandığımız. O yüzden bu imkanları birbirinden ayırmak çok yanlış olurdu. Döküm fabrikasında da yine hiçbir değişiklik olmadan işler aynı şekilde devam ediyor. Değişen tek şey ortaklık yapısı ve arkadaki sermaye oldu.

Sizce Mahindra ile Erkunt'un birleşmesiyle neler değişecek?

Mahindra'nın elinde müthiş teknoloji ve bilgi kaynağı var. Şirketin bünyesinde görev yapan 1.500 kişilik bir Ar_GE ve inovasyon merkezi var. Bu merkez artık Erkunt Traktör ile beraber ortak çalışmalar yürütecek. Şu an için aklımda birçok proje var. O projelerin hepsini tek tek gerçekleştirmek istiyorum. Projeler arasında öncelendirme yapamadık. Hepsi eş zamanlı gidiyor. Erkunt Traktör olarak 110 beygire kadar traktör üretimi gerçekleştiriyorduk. Fakat bundan sonraki dönemde Avrupa'da daha güçlü olmamız gerektiğini düşünüyorsak 120 – 150 beygir arasında bir segmentte çalışmamız gerekiyor. Şimdi bu projenin üzerinde çalışılıyor. Bu konuda sağlam ve emin adımlarla ilerliyoruz. Bunun yanı sıra “Akıllı Tarım” teknolojileri çok önemli. Biz de bu konuda çalışmalara başlamıştık ama hızlanarak devam etmesini bu birlikteliğe borçlu olacağız. Tabi ki bunlar belli bir zaman alacak ama göreceksiniz Erkunt çok hızlanacak.

Mahindra ile ihracat çalışmalarınızda bir değişiklik olacak mı?

 

İhracat bizim çok değer verdiğimiz bir satış kanadı. Mahindra'nın Amerika'da 4 tane fabrikası var. Avrupa'da ise ArmaTrac ile beraber ilerlemek istiyorlar. Çünkü bizim traktörlerimizde kullanılan Perkins ve Deutz motorumuz ile ZF transmisyonumuz Avrupa'nın çok iyi bildiği markalar olduğu için ArmaTrac ile bu yolda devam etmeyi planlıyorlar. Buraya yeni ürünler vermek için ne yapmamız gerekiyorsa bunun için hazırız diyorlar. Bir başka önemli konu ise ihracat konusunda biz şu ana kadar hep Avrupa'ya doğru yönelmiştik. Eğer buralarda başarılı olursanız her yerde başarılı olursunuz. Ama her zaman AB kriterlerine takılıp kaldık. Diğer bölgeleri çok ihmal ettik. Aslında Afrika'da da varız ama 3-5 ülkesinde varız. Şu anda ise başka bir hedefim var artık; küreselleşmek. Bu konuda ihracat gruplarımız çalışmalar yapıyor. Tüm dünyaya yönelik fırsatları değerlendirdiğimiz zaman ihracatta daha güçlü hale geleceğiz.

Peki, erkek egemen bir sektörde kadın yönetici olmanın avantajları ve dezavantajları oldu mu?

Erkeklerin egemen olduğu bir sektörde kadın olarak çalışmak bana her zaman avantaj sağladı. Her şeyden önce hatırlandım, saygı gördüm, söylediklerim unutulmadı. Kadınların iş alanındaki gelişimi/eşitliği için de yoğun çalışmalar gerçekleştiriyorum. Hemcinslerime hep şunu söylerim; avantajı lehinize çevirirseniz bu sizi farklı kılar. Sektördeki ilk ve tek kadınım. Ama ben bu durumu hiçbir zaman istismar etmedim. İnsanlara güven verdim. Ne söylediysem arkasında durdum. Hiçbir zaman insanları yanıltmadım. Bütün yapmaya çalıştığım şey gerçekten ispat edebileceğim doğru bilgiyi insanlara vermekti. İşte bu tutarlılıkta zaman içerisinde sektörün sözcüsü haline geldim. Her zaman doğru ve tutarlı olabilirseniz sektörün sözcüsü olabiliyorsunuz. Hiçbir zaman doğruları söylemekten çekinmedim. Yanlışsa yanlış, doğruysa doğru dedim. Kadın olduğum için evden işe, işten eve mantığı ile çalışılır demedim, sektörle ve kadınla ilgili pek çok sivil toplum kuruluşunun yönetimden yer aldım, almaya da devam ediyorum. Madem 35 yıl tecrübe biriktirdim, bundan herkesin yararlanması gerekmez mi? tecrübenin cinsiyetle alakası olabilir mi?

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER